Bir an olur yaptığın şey alır seni yıllar öncesine götürür. Andan koparsın, zaman ve mekan varlığını yitirir. Öyle bir anlardan biri yakaladı beni kahvaltıda. Bir fincan çayda yolunu kaybetmiş kaşığı izlerken... 2000 yılların başına ışınlandım, üniversite kantininde masada bi başıma otururken buluyorum kendimi. Hayatımda ne çok şey değişiyormuş o yıllarda.. Sevdiğim, sevgilim yok yanımda. Bu istenmeyen mecburi ayrılıkta duygularıma mukayyet olmaya çalışıyorum. Gelecek hakkında ihtimaller üzerine düşünmediğim bir an yok! Bir fincan çayda yolunu kaybetmiş kaşık gibi ben de düşünceler içinde kayboluyorum. Kaç ders karıştırdım o çayı bilemiyorum. Fry_Rabbit dürtüklemesi ile dönüyorum ana.. Onun Gözlerinde korku, endişe.. “Muharrem iyi misin?” Kalbim sıkışıyor, nefes almakta zorlanıyorum. Beynimin içinde onlarca yüzlerce düşünce, kaygı var. Ne desem ona, başlıyorum bişeyler gevelemeye.. Öyle anlamsız şeyler anlatıyorum ki dostumun gözlerindeki endişe daha da artıyor. En son iyi değilim...
Cenk'e özel içindeki sıkıntıları yazarak kendini rahatlattığı bölüm.