Ana içeriğe atla

42!

 


İnsan ilk nefes aldıktan, son nefesini verene kadar yıllar peşi sıra gitmekte. Bu rakamları arttırana da doğum günü deniliyor.

Doğum günü neden kutlanır ki? Sahneler geliyor... oğullarımın, yeğenlerimin, kuzenlerimin doğumuna şahit olduğum onlarca kişi. Aileden, kültürden, dinden, dilden bağımsız olarak doğum neşe getiriyor insanlara.. Akraban olmasa bile insanın içini bir umut kaplıyor. 

Beni tanıyanlar bilir; çocuklarla vakit geçirmeyi, büyüklerle geçirmeye her zaman yeğlerim. Çünkü bana da asıl duyguyu hatırlatıyor. Çocuklarla her iletişim halindeyken o umut yeşeriyor.


42! yukarıda dikkat çekmek için yazılmış gibi gözükebilir ancak asıl amacı yazının buradaki kısmında.

42! ( Kırk iki faktöriyel), düşününce gerçekten hayatım 42 faktöriyel gibi değil mi? Sahi 7. sınıfta karşılaştığımız faktöriyel demekti?


"Basit bir şekilde faktöriyel, n tane ayrık elemanın kaç farklı şekilde sıralanabileceğidir."

 

Evet kırk iki sene geçen hayatımda her sene farklı şekilde sıralanabilirdi. Geçen yıllar içinde yaptığım her tercih, olma ihtimali olan şeylerden vazgeçişti.

Hesap gününe kadar yaratıcının bana verdiği her "zaman" dilimi, zamanın faktöriyeli gibi.. Yaşanan ömrün bir yerinde yapılan tercih, 

ömrün faktöriyeli içindeki bir ihtimale denk geliyor. On beşli yaşlarda hayatına giren dostların, kırklı yaşlarda hayatına etki ediyor.

Yirmili yaşlarda sevdiğin kız, ömrün geri kalanına etkisi var. Ömrün başında; daha 1! olmadığın yerdeki ailen, ömrünün tamamına etkisi var.

Ömrün tamamına bakmak zor, o yüzden zamanı daraltalım; yıllara, aylara, haftalara, günlere bakmayalım.

Örneklem alacağımız zamanın başlangıcını tüm stresli hayata rağmen evinin kapısından girerken zaman kabul edelim, bitişini ise ertesi gün evden çıkarken ki zamanı alalım.


Normal standartlara göre bu süre 19:00 ile 07:00 arasında geçen 12 saatlik zaman dilimi. Bu 12 saatlik zaman diliminde olabilecek şeylerin ihtimali nedir?

İnsan sevinir mi, neşelenir mi, kızar mı, öfkelenir mi? İnsan yer mi, içer mi? İnsan uyur mu, uyanık mı kalır? İnsan duyduğu en iyi haberi mi alır, hayatını alt üst edecek haberi mi alır?

İnsan geldiği bi işi olmayabilir, şimdiki işinden daha iyi işi de olabilir. Evde sevdikleri bekleyebilir, hayatı zulmeden birileri de olabilir. Evde kimse de beklemeyebilir... Ev bekler ama sen

farklı ülkede farklı bir hayatta yaşıyor olabilirsin yada sen evde bi başına kalırsın sevdiklerin evden farklı bi yerde olabilir...

çok çok uzatabilirim ama uzatmıyorum....


İnsana o zaman diliminde her şey olabilir, her tercihin farklı türevleri gibi sonsuza yakın ihtimal olabilir. Bizler yaşarken bir döngü içinde yaşıyormuş gibi gözükebilir....

Aslında öyle değil!!! İşte o yüzden hayata bakış açımda bi yerlerde şu düşünce yer etmiş. 


"Asla Pes Etme!" olmayan, olduramadığın her şeyin farklı ihtimali ile yine dene...

 

41 yaşa veda ederken bir video ile karşılaştım. Rahmetli Doğan Cüceloğlu'nun bir videosu...

42 yaşım için benden sizlere doğum günü hediyesi olsun. 

Bazen hayatta sıkıştığınızda; potansiyelinizi tam olarak fark etmediğiniz anlarda hatırlamanız gereken,


"Başkasının senden beklediğini değil. Sen elinden gelenin en iyisini yap, yaparken şevkle yap!! Kısmetse olur" 

Video:

https://www.instagram.com/reel/C2nQl_At6Uj/?utm_source=ig_web_copy_link


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayata Sicimle bağlanmak

Evet her yazımız nedense bir filmin ardından zihnimden dökülüyor. Bu sefer ki filmimiz Seven Pounds. ( http://www.imdb.com/title/tt0814314/ ) Aslında aklımda dolaşan düşünceleri filmi izledikten sonra bir araya getirebildim. Hiç düşündümüz mü kendiniz nasıl kişilersiniz? Acaba etrafımızda ki kişiler bizi kendi kafalarında nasıl düşünüyor? İnsan, garip varlıktır. Hayatı boyunca yardımsever, iyi biri olsa da öncesinde hata yapmasa da öyle bir an gelir hata yaparsın ve bu hata senin dışındaki kişileri de etkiler. Mesela filmde ki gibi araba kullanırken mesaj yazmaya kalkarsın çok sevdiğin karın ile beraber karşıdan gelen minibüste ki 6 kişinin daha hayatını kaybetmesine neden olabilirsin. Evdeyken ortalıkta bi ilaç unutursun çocuğunun hayatını tehlikeye atarsın, Afm sinemasının 7. katında bir sürgülü camı değiştirmeye çalışırken cam elinden kayar ve aşağıdan geçen gencin üzerine düşer.... Bu gibi şeyler aslında düşününce çokta uzak olmayan şeyler. Her an başımıza gelebilecek ama çokta uz...

Bir an gelir aklına

Bir an olur yaptığın şey alır seni yıllar öncesine götürür.  Andan koparsın, zaman ve mekan varlığını yitirir. Öyle bir anlardan biri yakaladı beni kahvaltıda. Bir fincan çayda yolunu kaybetmiş kaşığı izlerken... 2000 yılların başına ışınlandım, üniversite kantininde masada bi başıma otururken buluyorum kendimi. Hayatımda ne çok şey değişiyormuş o yıllarda.. Sevdiğim, sevgilim yok yanımda. Bu istenmeyen mecburi ayrılıkta duygularıma mukayyet olmaya çalışıyorum. Gelecek hakkında ihtimaller üzerine düşünmediğim bir an yok! Bir fincan çayda yolunu kaybetmiş kaşık gibi ben de düşünceler içinde kayboluyorum. Kaç ders karıştırdım o çayı bilemiyorum. Fry_Rabbit dürtüklemesi ile dönüyorum ana.. Onun Gözlerinde korku, endişe.. “Muharrem iyi misin?” Kalbim sıkışıyor, nefes almakta zorlanıyorum. Beynimin içinde onlarca yüzlerce düşünce, kaygı var. Ne desem ona, başlıyorum bişeyler gevelemeye.. Öyle anlamsız şeyler anlatıyorum ki dostumun gözlerindeki endişe daha da artıyor. En son iyi değilim...