Ana içeriğe atla

Baba Olmak




Temmuz ayında başlanan ve aralıksız devam ettiğimiz çocuk sahibi olma yolculuğunda son 10 güne girmiş bulunuyoruz. İnsan düşünüyor 10 gün içinde yarı kökleri benden yarı kökleri Sevgili karımdan gelen bir birey kucağımıza düşecek.






Hele ki bu ilk çocuk olduğundan benim çocuğum neye benzer nasıl bişeydir gibi belirsizlikleri düşünürken sadece ultrasonda görebildiğiniz ve ses sinyallerinin ekrana düşürdüğü yeşilimsi görüntüden çocuğunuzun burnunu dudaklarını gözlerini ve saçlarını hayal edebiliyorsunuz.






Epeydir karımla İstanbul'da yalnız vakit geçiremiyorduk. Ne yaptıysak bir türlü denk düşmemişti. Dün akşam saat geç olmasına rağmen bir kaçamak yaparak Bebek Starbucks'a gittik. Çok sık gitmememize rağmen boğazın kenarında ki denize sıfır loş bahçesin sohbet etmenin keyfine aşina olduk diyebilirim. Orda olmadığımda özlediğim benim için özel yerler vardır.



Buralara ne kadar zaman sonra gitsem de daha dün gitmişim gibi sıcaklık duyarım. Bebek'te ki Starbucks'da artık benim için bu yerlerin içinde .






Yıldızların altında kahvenizi yudumlarken üzerinizdeki yıldızlar ile aranızda 3-5 dk aralıkla geçen uçakları , boğazın serin sularında kendini akıntıya bırakmış gibi ilerleyen gemileri izlemek gerçekten çok güzel.






Sanırım böyle anları anlamlı kılan şeyde Sevdiğinizin yada Sevdiklerinizin yanınızda olması.



Dün gece Karımla vakit geçirirken içimde huzur kalbimde mutluluk vardı.



Bugün ise içimde çok büyük bi istekle Dostlarımla oturup sohbet etmek, dertleşmek geçiyor.



Lise hayatımızda başlayan dostuluğumuz kesintiye uğramadan bu günlere kadar geldi. insanın dostu olması ve başı ne zaman sıkışsa arayacak birinin olması kadar güzel bir duygu yok.



Birini aramak için acaba geç mi oldu yoksa daha çok erken uyandırırmıyım gibi bi çekincenizin olmaması hangi şehirde olursa olsun " Dostum sana ihtiyacım var yanımda olmalısın " dediğinde vizesi finali yada önemli önemsiz ne işi varsa bırakıp yanında olması.....






10 güne kadar inş. bir oğlum olucak ve onunla bende büyürken beraber öğreneceğiz hayatı.....



Can Mustafa'm oğlum seni çok özledim daha kucağıma alamadan özledim.....



Allah'ım sen oğlumu ve karımı bana bağışla..



Amin.






Yorumlar

TeşeKKüRLeR!...
Önce RABBİM' e bize böyLe insanLaRLa tanIşma fIRsatI veRdiği için TeşekküRLeR!...
SonRa DostLaRIma heR zaman yanImda oLdukLaRI için TeşeKKüRLeR!...
SonRa YengeLeRime ve Yeğenime hayatImIza Renk kattIKLaRI ve daha da fazLa katacakLaRI için TeşekküRLeR!...
SonRa da sana bu zaten içimizde oLanLaRI yazIya döKebiLdiğin için TeşeKKüRLeR Dostum!...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayata Sicimle bağlanmak

Evet her yazımız nedense bir filmin ardından zihnimden dökülüyor. Bu sefer ki filmimiz Seven Pounds. ( http://www.imdb.com/title/tt0814314/ ) Aslında aklımda dolaşan düşünceleri filmi izledikten sonra bir araya getirebildim. Hiç düşündümüz mü kendiniz nasıl kişilersiniz? Acaba etrafımızda ki kişiler bizi kendi kafalarında nasıl düşünüyor? İnsan, garip varlıktır. Hayatı boyunca yardımsever, iyi biri olsa da öncesinde hata yapmasa da öyle bir an gelir hata yaparsın ve bu hata senin dışındaki kişileri de etkiler. Mesela filmde ki gibi araba kullanırken mesaj yazmaya kalkarsın çok sevdiğin karın ile beraber karşıdan gelen minibüste ki 6 kişinin daha hayatını kaybetmesine neden olabilirsin. Evdeyken ortalıkta bi ilaç unutursun çocuğunun hayatını tehlikeye atarsın, Afm sinemasının 7. katında bir sürgülü camı değiştirmeye çalışırken cam elinden kayar ve aşağıdan geçen gencin üzerine düşer.... Bu gibi şeyler aslında düşününce çokta uzak olmayan şeyler. Her an başımıza gelebilecek ama çokta uz...

42!

  İnsan ilk nefes aldıktan, son nefesini verene kadar yıllar peşi sıra gitmekte. Bu rakamları arttırana da doğum günü deniliyor. Doğum günü neden kutlanır ki? Sahneler geliyor... oğullarımın, yeğenlerimin, kuzenlerimin doğumuna şahit olduğum onlarca kişi. Aileden, kültürden, dinden, dilden bağımsız olarak doğum neşe getiriyor insanlara.. Akraban olmasa bile insanın içini bir umut kaplıyor.  Beni tanıyanlar bilir; çocuklarla vakit geçirmeyi, büyüklerle geçirmeye her zaman yeğlerim. Çünkü bana da asıl duyguyu hatırlatıyor. Çocuklarla her iletişim halindeyken o umut yeşeriyor. 42! yukarıda dikkat çekmek için yazılmış gibi gözükebilir ancak asıl amacı yazının buradaki kısmında. 42! ( Kırk iki faktöriyel), düşününce gerçekten hayatım 42 faktöriyel gibi değil mi? Sahi 7. sınıfta karşılaştığımız faktöriyel demekti? "Basit bir şekilde faktöriyel, n tane ayrık elemanın kaç farklı şekilde sıralanabileceğidir."   Evet kırk iki sene geçen hayatımda her sene farklı şekilde sıralanabil...

Bir an gelir aklına

Bir an olur yaptığın şey alır seni yıllar öncesine götürür.  Andan koparsın, zaman ve mekan varlığını yitirir. Öyle bir anlardan biri yakaladı beni kahvaltıda. Bir fincan çayda yolunu kaybetmiş kaşığı izlerken... 2000 yılların başına ışınlandım, üniversite kantininde masada bi başıma otururken buluyorum kendimi. Hayatımda ne çok şey değişiyormuş o yıllarda.. Sevdiğim, sevgilim yok yanımda. Bu istenmeyen mecburi ayrılıkta duygularıma mukayyet olmaya çalışıyorum. Gelecek hakkında ihtimaller üzerine düşünmediğim bir an yok! Bir fincan çayda yolunu kaybetmiş kaşık gibi ben de düşünceler içinde kayboluyorum. Kaç ders karıştırdım o çayı bilemiyorum. Fry_Rabbit dürtüklemesi ile dönüyorum ana.. Onun Gözlerinde korku, endişe.. “Muharrem iyi misin?” Kalbim sıkışıyor, nefes almakta zorlanıyorum. Beynimin içinde onlarca yüzlerce düşünce, kaygı var. Ne desem ona, başlıyorum bişeyler gevelemeye.. Öyle anlamsız şeyler anlatıyorum ki dostumun gözlerindeki endişe daha da artıyor. En son iyi değilim...