DAR PANTOLON
İnsan doğduğu andan itibaren büyür gelişir. Büyürken de ihtiyaçları değişir. İnsan sadece bir kadavradan ibaret olmadığına göre sadece yediği, içtiği besinler yetmemeli.
Öyle ki yediği, içtiği besinler bile insanda duygu oluşturmalı ki iştahla yiyebilsin, mutlu olabilsin. Biraz önce demiştik ya sadece yediği içtiği yetmez! Hayvanlar hakkında
okuduğum makalelerin birinde şöyle diyordu. Günlerdir aç bırakılmış denek hayvanı güvensiz hissettiği ortamda önüne konan yemeği bile yiyemiyor. Yaşama dürtüsü, aç kalma dürtüsüne baskın geliyor.
İnsanlar içinde benzer şekilde. Kendini güvende hissedemeyen bireyler "yemek!" yiyemiyorlar. İnsanı besleyen şey sadece yedikleri değil tabii ki. İnsan okumalı, gezmeli,
denemeli, öğrenmeli. Bunları hayatından çıkardığınızda, yani dış uyaranları azalttığınızda gelişmeyi bırakıyor. Bir makinenin yaptığı gibi işi, aile hayatı, sosyal çevresi ile ilişkisi beyinden,
beyinciğe geçip otomatiğe bağlanıyor. Hani herkesin rahatsız olup dem vurduğu robotlaşmış insanlar var ya... İşte bu insanlar dış uyaranları elinden alınmış insanlar.
Peki siz hiç dar pantolon etkisini hissettiniz mi hayatınızda?
Bazı sebeplerden dolayı aldığınız birkaç kilo fazlalığınız nedeniyle sahip olduğunuz hiçbir kıyafete girememeniz ama yaşamınızı devam ettirebilmek için işe gitmeniz gerekliliği..
O dar pantolona öyle veya böyle girip rezil olmamak için düğmesini zar zor kapadığınızda dışardan tamam gözüken ama pantolonun içinde sizi sıkışmış hissettiren, nefes almanıza engel olan durumdur.
O his varken yemek yiyemez, su içemez, kendinizi yeterince işinize veremez, hobilerinize odaklanamaz yani kısaca normal kalitede bir hayat süremezsiniz. Birçok insanın istediği lüks değil aslında.
İnsanın hemen aklına "eee sende yeni kıyafet al canım" ya da "biraz diyet yapma zamanı geldi sanırım" önerileri gelebilir. Haklılar!!
Son yıllarda ben bu dar pantolon etkisini hayatımda hisseder oldum. Dar pantolon dediğime bakmayın yaptığım aslında söz sanatı. Benimle birlikte birçok insanında bunu yaşadığını biliyorum.
Üniversite de Yöneylem Araştırması ilk dersinde sayın hocam Nilüfer Çelikkol bilgisayar bilimleri öğrencisi olduğumuzdan bize bi soru ile başlamak istemişti.
"Çocuklar İktisat nedir?" hani eski Türk filmlerinde Münir Özkul, Adile Naşit'e "Hanım bu ay iktisat yapmamız lazım" dediği iktisatı sormuştu.
Hemen sonra da tanımı yapıştırmıştı. Sınırsız isteklerin, sınırlı kaynaklarla giderilme bilimine "İktisat" denir. Cümleyi ben kendimde evirip çevirdim o dönem.
İnsanın sınırsız istekleri olması durumu beni rahatsız etti. İnsanın ancak sınırlı ihtiyaçları olabilirdi, sınırlı kaynaklarla bunları giderebildiği zaman iktisatlı yaşamı getirirdi.
"Ayağını yorganına göre uzat" düsturu buradan besleniyor. Ancak son dönemde dar pantolon etkisinden midir? bizler mi sınırlı ihtiyaçlarımızı doğru tespit edemiyoruz bilemiyorum.
Ne ayağımı çekecek yer kalıyor, ne de yorgan onu kapatıyor. O zaman insanın aklına yukarıdaki sorular geliyor.
"eee sende yeni kıyafet al canım" ya da "biraz diyet yapma zamanı geldi sanırım".
Diyet yapacak hal kalmadı artık. Sanırım elde kalan "eee sende yeni kıyafet al canım"....
Yorumlar